Yazı Detayı
16 Mayıs 2021 - Pazar 18:27 Bu yazı 584 kez okundu
 
YERİN GÖKLERE AÇILAN AVLUSU, ARZIN KAPISI MUKADDES ŞEHİR KUDÜS...
Hayrunnisa Yurç
hayrunnisayurc@gmail.com
 
 

Dünya üzerinde hiçbir şehir dinler tarihi konusunda Kudüs ile mukayese edilemez. Hz  Adem’den (A.S) Hz Muhammed’e (A.S)  kadar pek çok Peygamberin ayak bastığı ve melikler, sultanlar, komutanlar, alimler ve pek çok sanatçının adının taşına toprağına kazındığı şehirdir Kudüs. Mukaddes kelimesi hiçbir mekana  bu kadar geniş ve etkili bir biçimde tesir etmemiş ve hiçbir şehirle bu kadar bütünleşmemiştir belki de...

Üç semavi dinin merkezidir bu şehir ve bütün orinilalliğiyle de ayaktadır. Taşlar konuşur bu şehirde, üzerine basarken titrersiniz, kimbilir kaç peygamber, kaç sahabe efendilerimiz, kaç Allah dostu basmıştır bu taşlara. Tüylerinizin diken diken olmaması mümkün değildir, sonra taşların ağladığını duyarsınız, taşlar ağlar, ezanlar ağlar, Mescid-i aksa ağlar, anneler, babalar ağlar,  masum çocuklar ağlar bu mukaddes topraklarda. Bu mukaddes  toprakları ziyaret edebilmenin sevincini duyamazsınız, derin bir hüzün örter bu sevinci...

En  az da Müslüman ziyaretçilerin geldiğini ve diğer dine mensup olanların seller gibi aktığını öğrenince hüzünlenirsiniz bu Mukaddes topraklar da...

Allah’ın İsra suresi birinci ayetinde; “Bir gece kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, Muhammed kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız  Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan  Münezzehtir. O gerçekten işiten ve görendir.” ve Peygamber Efendimizin; “Sadece üç mescit için yola çıkılır; Mescid-i Haram,  Mescid-i Aksa ve benim mescidim, Mescid-i Nebevi.”  dediği, bizzat Meymune annemize söylediği gibi; “Mescid-i Aksa’ya gidin, gidemezseniz zeytinyağı gönderin.” yani ilgilenin dediği ilk kıblemiz, miracın ilk basamağı  bu mukaddes beldeler uzun yıllardır işgal altında.  Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar uzun süren ve zalimliğin giderek arttığı başka bir belde de yok. Buradaki kardeşlerimiz ciddi zulüm altında, kendi topraklarında ve kendi bahçelerinde çalışamıyor, evleri başlarına yıkılıyor, çocukları gözlerinin önünde öldürülüyor ve kendi dinlerini özgürce yaşayan ibadetlerini rahatça yaşayan Yahudiler ise en mübarek günlerde saldırıyor ve zalimliğin en son derecelerine vardırıyor zulmünü.

Bu topraklar şehit kanıyla yoğruluyor, şimdi seller gibi kan akıyor ve pek çok Müslüman ülke bu zulme sessiz kalabiliyor. Bizim ülkemizde bile bu mukaddes toprakların önemini bilmeyen pek çok insan var ne yazık ki...

En azından ilk gündem değil, dert değil, haberlerde şöyle bir bakıp geçiliyor, kendimizi onların yerine koyamıyoruz, bu yirmi yıldızlı hayatlarımızın içinde...

;Çünkü bize atasözü diye yutturulan bir söz var bilinçaltımızda; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” diye. Bizim ecdadımız asla böyle bir söz söylemez! Asırlarca üç kıtayı, yaratılan her şeye merhameti ve adaletiyle, başka dinlere olan saygısıyla yönetmiştir. Ecdadımızı yeterince tanımadığımız için inanıyoruz bu sözlere, sessiz kalabiliyoruz bu zulümlere maalesef. Tarih kitaplarında kısaca geçiyor ecdadımızın güzellikleri ve bazen de hiç anlatılmıyor, son zamanlarda uyanan ve ecdadımızı iyi öğrenmeye çalışan, anlayan ve anlatan nesiller yetişmeye başladı.

Beni  üzen bir başka konu da, tarih kitaplarından düşmanlarımızın ne kadar zalim ve kimler olduğunun çıkarılışıdır. Oysa düşmanlarımız hiiiç boş durmuyorlar, çok çalışmalarının yanında, saptırdıkları tarihi anlatıyorlar çocuklarına.  Yakın tarihimizin yazarı Ömer Seyfettin’den bile haberi yok çocuklarımızın...

Şimdi onların ürünlerini kullanmayalım diyen sesler yükseliyor. “Amenna kullanmayalım da, diğer taraftan biz niye onlar kadar kaliteli ürünler yapmıyoruz.” diyenler de var. İşte bu sesi dikkate almamız lazım, her alanda çok iyi yetişmiş nesillere ihtiyacımız var. Uyu uyu yat uyu, hecelerine değil, trik trak trik trak, olur mu hiç çalışmamak, hecelerine ihtiyacımız var alfabeyi öğretirken. En iyi teknoloji bizde olmalı, oysa çok çalıştıkları için onların elinde...

Herkes yaptığı işin en iyisini yapmaya teşvik edilmeli,  zamanını, gücünü, parasını en doğru şekilde kullanmalı. Bizim dinimizde bunu emreder, sadece dua etmek yetmez. Fiili duaya çok ihtiyacımız var, bugün imtihan olduğumuz bu virüs imtihanı da zaten bunun için geldi. Bu dünyaya niçin geldiğimizi unuttuk, unutturuldu. Nereye gittiğimizi de unuttuk, küçücük şirketlerde bile müfettişler hesap sorarken bu koskoca mükemmel dünyada ağırlanıp hesabının sorulacağını unuttuk, unutturuldu.

Şimdi, hatırlamanın zamanı gelip geçmektedir ve dinimizin de en mükemmel  din olduğunu neleri emredip neleri  yasakladığını da öğrenmenin zamanı gelip geçmektedir.  Artık uyanalım, tüm insanlığın bu uyanışa ihtiyacı  var. İşte o zaman akan kanlar duracak, samimi bir şekilde yaşamaya başladığımız dinimize başka dinlerden olan insanlar seller gibi akacak, koşarak geleceklerdir.

Batmayan güneş olan dinimizi samimi bir şekilde yaşamamız ümidiyle, Kudüs’ü daha iyi tanımak için Talha Uğurluel’in “Arzın Kapısı Kudüs”, Pelin Çift  ve Prof Dr Ömer Faruk Harman’ın kaleme aldığı,” Kudüs’ün gizemli tarihi”, Nuriye Çeleğen’in kaleme aldığı,” İffet-i, Kalp, Siret-i Meryem”, Yusuf Güldür’ün kaleme aldığı “Selahaddin Eyyubi”  kitaplarını okumanızı, okutmanızı tavsiye derim. Ayrıca, “Kudüs biz burada kalacağız.” belgeselini ve Gazze de çekilen “MUNA”  filmini izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu belgeseli ve bu filmi izleyip tavsiye de  edelim, bu konuda bilgilerimizi tazelemeye ve bilmediklerimiz öğrenmeye çok ihtiyacımız var, yoksa o yılanlar gelir bizi ısırır, çocuklarımızı, torunlarımızı bulur...

Tüm dünyanın, özellilkle seller gibi kanın aktığı ciddi zulümlerin yaşandığı İslam aleminin  huzur bulması ümidiyle...

 
Etiketler: YERİN, GÖKLERE, AÇILAN, AVLUSU,, ARZIN, KAPISI, MUKADDES, ŞEHİR, KUDÜS...,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Can bula cananını, bayram o bayram ola...
Dervişin halini Allah bilir...
Döven ve öldüren erkekleri de kadınlar yetiştiriyor
YARDIM EDİLMEK İÇİN UZATILAN EL KENDİ ELİNİZDİR
Evet, sıkıldık ama birbirimize de muhtacız...
İyilik ve merhamet kurtaracak dünyayı
Kim hangi kavme benzerse onlardandır...
Neydik, ne olduk, ne olacağız?..
TÜKETEN, TÜKENİR...
KALDIR PERDEYİ ARADAN, GÖRÜNSÜN YARADAN...
Sıcacık, apaydınlık bir evimiz olmalı...
Asıl hastalık zihinlerimizde...
Hayat ve ateş gerçeği
Vazifesini sadece beş vakit namaz kıldırmaktan ibaret zannedenlerle hizmet edilmez.
İnsan bir mes’ut zalim, İnsan bir mağrur cahil...
Baba, çocuğunun yaşlandığı dağ gibidir
SIRADIŞI BİR RAMAZAN, SIRADIŞI BİR BAYRAM VE SIRADIŞI BİR CUMA NAMAZI…
Şimdiye kadar Bayram mıydı gerçekten?
Biz verdiklerimizi kendimizin zannediyoruz, oysa aşçının elindeki kepçe gibiyiz
EVLERİMİZ, RUHLARIMIZIN VE BEDENLERİMİZİN DİNLENDİĞİ SIĞINAKLARIMIZ…
MEVLA GÖRELİM NEYLER, NEYLERSE GÜZEL EYLER.
Din kardeşine onun haberi olmadan yardım eden kimseye Allah dünyada ve ahirette yardım eder
Son kalemiz olan Aile çürütülüyor, yok edilmeye çalışılıyor.
Akşam yatar başıboş, sabah kalkar başıboş.
HAYIR DEMEYİ BİLMEYENLERİN EVETLERİNDE DE HAYIR YOKTUR…
Yeryüzünün en güzel mesleği insan yetiştirmek, öğretmen olmaktır.
Kalplere Şule oldun hicretin kutlu olsun
SABRI BİZE YANLIŞ ÖĞRETMİŞLER…
Kütahya için iyi şeyler ümit etmek istiyoruz.
Bizlere bayram, bayram gibi gelecek mi?
Ramazanda davul geleneği üzerine biraz daha düşünmeliyiz.
ÜMİDİN ALEVİ YAŞAMINIZDAN HİÇ EKSİK OLMASIN.
AYRILDIKLARI YERİN BULUTLARINI YANLARINDA TAŞIYANLAR, GELDİKLERİ YERİN GÜNEŞİNİ GÖREMEZLER!
YAKINLARIMIZI SON YOLCULUĞUNA UĞURLARKEN DE YANLIŞLAR YAPIYORUZ…
İyilik köprüleri dalga dalga yayılıyor
Sosyal medya ile imtihan oluyoruz.
Son Osmanlı Hanımefendilerindendi o…
Ayrılıkları haber veriyor Sonbahar...
Aşure gibi olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki...
Yeryüzündekilere merhamet edelim ki, biz de merhamet bulalım
Kütahyalı bir öğretmenin öğrencilerine veda mektubudur
Verdiklermiz, bizimdir...
KÜTAHYA VALİLİĞİNE VE KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜNE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Bu lades, başka lades...
GUGUK KUŞLARI NELER SÖYLÜYOR?
Hasta ziyaretinin ve hasta yakını olmanın önemini ne kadar biliyoruz?
Toplum, ancak ahiret bilincinin aşılanmasıyla adam olur.
BİR ÖĞRETMENİ UNUTULMAZ KILAN ŞEY, ÖĞRENCİSİNİN YÜREĞİNE DOKUNMASIDIR.
Ölüm; Hayatı en güzel tarif eden hakikat.
GELİNLERİM OĞULLARIMIN LAMBALARIDIR, ONLARI ÜZERSEM OĞULLARIM KARANLIKTA KALIR…
İnsan ateş gibidir, çok yaklaşırsanız yanarsınız...
Kütahya’ya çok seviyorum ama, severken de kusurlarını görmek gerekir.
Alimin ölümü, Alemin ölümüdür...
Dumlupınar Şehitliği ziyaretimiz memnuniyet vericiydi
Allah’ın gökyüzünde yaratıp yere indirdiği şehir, Kudüs!
Zamanın durduğu şehir Kudüs’te Ramazan izlenimleri...
Manevi yönünü bilmediğimiz Kütahya…
Dertlerinizi anlatın, ama, dostlarınıza anlatın...
Gönül aynanız parlasın.
Hayat yorgunluğu...
Avucumuzdaki pencereden paylaşıyoruz herşeyimizi
SEVDİKLERİMİZLE YEDİĞİMİZ YEMEKLER, HATIRLADIKÇA TEKRAR DOYURUR İNSANI.
Allah aç etmesin, oruç etsin…
Sevgi yetmiyor...
KOKULAR OLMASAYDI...
KADIN VE ERKEK FARKLI MI?
Bu hızla nereye gidiyoruz?..
SEVDİĞİM O KOKU YOK ARTIK BU EVDE, SEN KADINIM...
Kar yağıyordu…
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar...
Dua; herkesin sığındığı en emin liman…
Aşure ve insanoğlu...
Sevgi çiçekleri solmasın.
HAYATI DELİ DOLU DEĞİL, DOLU DOLU YAŞAMALI...
Çocuklarımız ve camilerimiz…
En Çok Okunanlar
Arşiv