Yazı Detayı
17 Ocak 2020 - Cuma 12:05 Bu yazı 652 kez okundu
 
Son kalemiz olan Aile çürütülüyor, yok edilmeye çalışılıyor.
Hayrunnisa Yurç
hayrunnisayurc@gmail.com
 
 

"Temelini sevgi, duvarlarını sadakat, pencerelerini hoşgörü, kapılarını saygı, çatısını güven ile öreceğimiz yuvamıza gidiyoruz, dualarınızla bizi uğurlamaya gelir misininiz?"

Günümüzdeki evliliklerin aksayan yönlerini gördükçe yazıma bir davetiye sözü ile başlamak istedim.

Başta aile olabilmek, mutlu bir hayat yaşayabilmek, neslin devamını sağlayabilmek için evlilik şarttır, bu ihtiyaçtır ve fıtratımıza da yerleştirilmiştir. Her erkek ve kadın fiziksel ve sosyal olgunluğa eriştikten sonra mutlaka evlilik arayışına girmelidir…

Eskiden çocuk denecek yaşta evleniliyordu, şimdi ise oldukça geç yaşlara kadar sarkmış durumda.  Bu konuda da iki uç noktaya geldik. Bir taraftan oldukça geç evlilikler söz konusu olurken, diğer yandan toplumda bazılarının evlenmeyi hiç düşünmediğini görüyoruz…

Gençlerin bu noktaya gelmesinde tabii ki ciddi etkiler var. Mutsuz ailelerin çocukları evlenmeyi düşünmüyor çoğunlukla, medyanın da bu konuda çok olumsuz etkileri var. Keşke duymasaydık dediğimiz pek çok olumsuzluk ve vahşet haber diye sunuluyor.  Üzüm üzüme baka baka kararır atasözümüzde olduğu gibi bu çirkin şeyler bir müddet sonra normalmiş gibi geliyor, ama yuva kuracakları da ürkütüyor. Zaten toplumda olumsuzluklar çabuk yayılır, bunu teknoloji hayli hızlandırıyor…

Bu konuda devletimize çok önemli görevler düşüyor, bu haberlere mutlaka bir kısıtlama getirilmeli, mutlu evlilikler öne çıkarılmalı, bu konuda kamu spotları, diziler, filmler hazırlanmalı, hatta iyi kayınvalide örnekleri verilmeli.  Medyada öyle bir genelleme yapılıp öyle bir algı oluşturuluyor ki, sanki herkes mutsuz, herkes kötü gibi…

Ve aklın göze indiği bu devirde insanlar çok çabuk inanıp kandırılıyor, reklamlar bile hiç masum değil ne yazık ki..

Son kalemiz ve toplumun çekirdeği olan “Aile" çürütülüyor, yok edilmeye çalışılıyor. Oysa insanlar ne kadar zengin olursa olsun aile olamadıktan sonra, bir yuvası olmadıktan sonra, asla mutlu olamaz. Ben evlenmeyi düşünmüyorum diyen gençlere bunları söylüyorum ve “Kuşların bile bir yuvası var, sizin niye olmasın!” diyorum…

Bu konuda kriterlerin değişmesi de ciddi anlamda yaşları uzağa itiyor. Dört dörtlük ev döşenecek olması, kızların güzel, erkeklerin yakışıklılarından ve paralı aranması, maddiyatın çok öne çıkması, pembe hayaller, masalımsı düğünler vb. etkenler gençlerin evlilik yaşlarını ileri yaşlara ertelemesine sebep oldu.

Oysa hayat uzun değil, insanın kırk yaşına yaklaştı mı gücü azalıyor, sabrı azalıyor, hatta kişilikler oturuyor ve o yaşlarda evlenince eşine uyum sağlayamıyor. Bütün bunların göz önüne alınması ve sosyologlar eşliğinde çalışılıp evlilik yaşının normal bir seviyeye indirilmesi gerekiyor. Bunun için ne gerekiyorsa devlet tarafından, sosyal sorumluluk taşıyan medya tarafından ayarlanması ve bu konuda gençlerin eğitilmesi elzem görünüyor…

Bir de anne ve babaların manevi temeller atması gerekiyor, daha çocuk yetiştirilirken başlayacak bu temeller evlilik öncesinde daha ciddileşmeli, çeyiz olarak ahlak öne alınmalı. Erkek ve kız çocuklarında çeyiz sadece kıza ait olmaz, iki tarafın da anne ve babaları yerinde geri de kalabilmeyi becerebilmeli. Sadakalar verilmeli, bol bol ve göz hakkına dikkat edilmeli, tokların tokları ağırladığı sofralar değil, fakirlerin gariplerin de korunup kollandığı aynı sofralara oturtulduğu düğünler olmalı. Günümüzde teknoloji sayesinde yok olan mahremiyet ise tekrar kazanılmalı ki, bu çok önemli bir kazanımdır.

Bu kötü gidiş devam ettikçe ne yazık, yıkılan bir kale duvarının taşlarının tek tek aşağıya düştüğü gibi son kalemiz olan Ailelerimiz yıkılacak! Ve millet olarak da ayakta kalamayacağız, Allah korusun…

Evlerimizin mutlu bir yuvaya dönüşmesi ve gençlerimizin vakti geldiğinde ayaklarının mutlu bir şekilde yuvalarına gitmesi, yüreklerinin yuvalarına yaklaştığında muhabbetle daha da hızlı atması duasıyla…

 
Etiketler: Son, kalemiz, olan, Aile, çürütülüyor,, yok, edilmeye, çalışılıyor., ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Asıl hastalık zihinlerimizde...
Hayat ve ateş gerçeği
Vazifesini sadece beş vakit namaz kıldırmaktan ibaret zannedenlerle hizmet edilmez.
İnsan bir mes’ut zalim, İnsan bir mağrur cahil...
Baba, çocuğunun yaşlandığı dağ gibidir
SIRADIŞI BİR RAMAZAN, SIRADIŞI BİR BAYRAM VE SIRADIŞI BİR CUMA NAMAZI…
Şimdiye kadar Bayram mıydı gerçekten?
Biz verdiklerimizi kendimizin zannediyoruz, oysa aşçının elindeki kepçe gibiyiz
EVLERİMİZ, RUHLARIMIZIN VE BEDENLERİMİZİN DİNLENDİĞİ SIĞINAKLARIMIZ…
MEVLA GÖRELİM NEYLER, NEYLERSE GÜZEL EYLER.
Din kardeşine onun haberi olmadan yardım eden kimseye Allah dünyada ve ahirette yardım eder
Akşam yatar başıboş, sabah kalkar başıboş.
HAYIR DEMEYİ BİLMEYENLERİN EVETLERİNDE DE HAYIR YOKTUR…
Yeryüzünün en güzel mesleği insan yetiştirmek, öğretmen olmaktır.
Kalplere Şule oldun hicretin kutlu olsun
SABRI BİZE YANLIŞ ÖĞRETMİŞLER…
Kütahya için iyi şeyler ümit etmek istiyoruz.
Bizlere bayram, bayram gibi gelecek mi?
Ramazanda davul geleneği üzerine biraz daha düşünmeliyiz.
ÜMİDİN ALEVİ YAŞAMINIZDAN HİÇ EKSİK OLMASIN.
AYRILDIKLARI YERİN BULUTLARINI YANLARINDA TAŞIYANLAR, GELDİKLERİ YERİN GÜNEŞİNİ GÖREMEZLER!
YAKINLARIMIZI SON YOLCULUĞUNA UĞURLARKEN DE YANLIŞLAR YAPIYORUZ…
İyilik köprüleri dalga dalga yayılıyor
Sosyal medya ile imtihan oluyoruz.
Son Osmanlı Hanımefendilerindendi o…
Ayrılıkları haber veriyor Sonbahar...
Aşure gibi olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki...
Yeryüzündekilere merhamet edelim ki, biz de merhamet bulalım
Kütahyalı bir öğretmenin öğrencilerine veda mektubudur
Verdiklermiz, bizimdir...
KÜTAHYA VALİLİĞİNE VE KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜNE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Bu lades, başka lades...
GUGUK KUŞLARI NELER SÖYLÜYOR?
Hasta ziyaretinin ve hasta yakını olmanın önemini ne kadar biliyoruz?
Toplum, ancak ahiret bilincinin aşılanmasıyla adam olur.
BİR ÖĞRETMENİ UNUTULMAZ KILAN ŞEY, ÖĞRENCİSİNİN YÜREĞİNE DOKUNMASIDIR.
Ölüm; Hayatı en güzel tarif eden hakikat.
GELİNLERİM OĞULLARIMIN LAMBALARIDIR, ONLARI ÜZERSEM OĞULLARIM KARANLIKTA KALIR…
İnsan ateş gibidir, çok yaklaşırsanız yanarsınız...
Kütahya’ya çok seviyorum ama, severken de kusurlarını görmek gerekir.
Alimin ölümü, Alemin ölümüdür...
Dumlupınar Şehitliği ziyaretimiz memnuniyet vericiydi
Allah’ın gökyüzünde yaratıp yere indirdiği şehir, Kudüs!
Zamanın durduğu şehir Kudüs’te Ramazan izlenimleri...
Manevi yönünü bilmediğimiz Kütahya…
Dertlerinizi anlatın, ama, dostlarınıza anlatın...
Gönül aynanız parlasın.
Hayat yorgunluğu...
Avucumuzdaki pencereden paylaşıyoruz herşeyimizi
SEVDİKLERİMİZLE YEDİĞİMİZ YEMEKLER, HATIRLADIKÇA TEKRAR DOYURUR İNSANI.
Allah aç etmesin, oruç etsin…
Sevgi yetmiyor...
KOKULAR OLMASAYDI...
KADIN VE ERKEK FARKLI MI?
Bu hızla nereye gidiyoruz?..
SEVDİĞİM O KOKU YOK ARTIK BU EVDE, SEN KADINIM...
Kar yağıyordu…
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar...
Dua; herkesin sığındığı en emin liman…
Aşure ve insanoğlu...
Sevgi çiçekleri solmasın.
HAYATI DELİ DOLU DEĞİL, DOLU DOLU YAŞAMALI...
Çocuklarımız ve camilerimiz…
Arşiv