Yazı Detayı
20 Ağustos 2019 - Salı 23:13 Bu yazı 586 kez okundu
 
SABRI BİZE YANLIŞ ÖĞRETMİŞLER…
Hayrunnisa Yurç
hayrunnisayurc@gmail.com
 
 

Sabır; Zaman mefhumuyla ilgili duygu ve değer boyutu olan bir kavram. “Hayat sabretmeden yaşanmaz” der büyükler. Evet, yaşamaya sabretmek de bir erdem, çünkü hayat ağır bir yük duyarlı insanlar için.

Allah dostları da sabrı üçe ayırırlar; Günah işlememek için sabretmek, ibadetlere devam etmek için sabretmek, başa gelen kaza, bela, hastalık, musibet gibi hallere sabretmek.  Elbette başa gelen kaza, bela, hastalık, musibet gibi hallere sabretmek elzemdir, dünya ve ahiret adına önemlidir, ama benim üzerinde durmak istediğim boyutu başımıza gelen bu hallerde sabrı yanlış anlamamız.

Bizim kuşağımıza,  “Sizden yaşça büyük olanlar ne yaparsa yapsın, sabredin, onlar büyüktür.”  vb gibi sözler söylendi. Haliyle büyüklerden tarafımıza yapılabilecek haksızlıklar karşısında hiçbir şey yapmamamız adeta emredildi.  Bize haksızlık yapanlar bu derin sessizlik ve itaat ediş karşısında kendilerini haklı zannetti, zulüm arttı ve büyüdü. Bu artan zulüm ve hakaretlere de dayanma gücü kalmadı ve ilişkiler zora girdi. Bomba gibi patlayan sorunlar, içte kapanmayan yaralar, kopan ilişkiler ve toplumsal kaoslar arttı, neredeyse bu sorunları yaşamayan aile kalmadı.

Durumu gören gençler, büyüklerinde izledikleri pasif ve zulümleri artıran sabrı ve onların sabır zannettikleri bu zilleti dolayısı ile sonuçlarını da görünce, “Biz hiçbir şeye sabretmeyeceğiz!” düşüncesiyle adeta pire için yorganları yaktılar ve yakıyorlar ne yazık ki…

Sonuçta, iki uç noktaya gelindi. Oysa esas sabır, başa gelen sıkıntılarda meseleyi daha iyi anlama adına ve karşısındakine de düşünme fırsatı verme ve çözüm üretme adına bir şeyler yapma gayretine girme süreci olmalı.  Zillet içinde kalma süreci değil. Nasıl hastalanınca bir taraftan ağrılara sabrederken diğer taraftan doktora gidip ilaç kullanıyorsak, bunu yapmayıp sadece ağrılara sabredersek hastalık müzminleşip kalıcı oluyorsa,  çözülmeyen problemler de gönül dünyalarında müzmin hale gelip bazen de kangren oluyor ne yazık ki…

Bir anneden dinlemiştim, -“Ben evlatlarıma, ‘Haksızlık karşısında susmayın,  haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Hakkınızı uygun bir dille, uygun zaman ve zeminde savunun. Kendinizi haksız yere ezdirmeyin, ama edep dairesinden de çıkmayın. Baktınız zulüm devam ediyor, geri çekilin, o insanlarla az öz görüşün ve asla samimi olmayın. Aile sırlarınızı herkese anlatmayın, sizi sevmeyenlere fırsat verirsiniz.’ diyorum” demişti.

Çok doğru buluyorum.  Söylemek istedikleri şeyleri söyleyemeyen ve biriktiren insanlar adeta bir bomba gibi patlıyor. Ya da, o insanın yüzünü görmek, adını bile anmak istemiyor. Susmak boyun bükmek, haksızlıkların ve hakaretlerin zulümlerin artmasına yarıyor ve daha sonra sabır da bitiyor ve insan bu ağır yükleri kaldıramıyor…

İnsan ilişkileri zor vesselam ve trafik kazalarından daha çok iletişim kazaları yaşıyoruz. Haksızlıklara ve zulme aktif sabır göstererek bir yol haritası çizmeli ve bundan sonra daha huzurlu yaşamaya çalışmalıyız hep birlikte inşallah.

Huzurla kalın…

 
Etiketler: SABRI, BİZE, YANLIŞ, ÖĞRETMİŞLER…,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kalplere Şule oldun hicretin kutlu olsun
Kütahya için iyi şeyler ümit etmek istiyoruz.
Bizlere bayram, bayram gibi gelecek mi?
Ramazanda davul geleneği üzerine biraz daha düşünmeliyiz.
ÜMİDİN ALEVİ YAŞAMINIZDAN HİÇ EKSİK OLMASIN.
AYRILDIKLARI YERİN BULUTLARINI YANLARINDA TAŞIYANLAR, GELDİKLERİ YERİN GÜNEŞİNİ GÖREMEZLER!
YAKINLARIMIZI SON YOLCULUĞUNA UĞURLARKEN DE YANLIŞLAR YAPIYORUZ…
İyilik köprüleri dalga dalga yayılıyor
Sosyal medya ile imtihan oluyoruz.
Son Osmanlı Hanımefendilerindendi o…
Ayrılıkları haber veriyor Sonbahar...
Aşure gibi olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki...
Yeryüzündekilere merhamet edelim ki, biz de merhamet bulalım
Kütahyalı bir öğretmenin öğrencilerine veda mektubudur
Verdiklermiz, bizimdir...
KÜTAHYA VALİLİĞİNE VE KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜNE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Bu lades, başka lades...
GUGUK KUŞLARI NELER SÖYLÜYOR?
Hasta ziyaretinin ve hasta yakını olmanın önemini ne kadar biliyoruz?
Toplum, ancak ahiret bilincinin aşılanmasıyla adam olur.
BİR ÖĞRETMENİ UNUTULMAZ KILAN ŞEY, ÖĞRENCİSİNİN YÜREĞİNE DOKUNMASIDIR.
Ölüm; Hayatı en güzel tarif eden hakikat.
GELİNLERİM OĞULLARIMIN LAMBALARIDIR, ONLARI ÜZERSEM OĞULLARIM KARANLIKTA KALIR…
İnsan ateş gibidir, çok yaklaşırsanız yanarsınız...
Kütahya’ya çok seviyorum ama, severken de kusurlarını görmek gerekir.
Alimin ölümü, Alemin ölümüdür...
Dumlupınar Şehitliği ziyaretimiz memnuniyet vericiydi
Allah’ın gökyüzünde yaratıp yere indirdiği şehir, Kudüs!
Zamanın durduğu şehir Kudüs’te Ramazan izlenimleri...
Manevi yönünü bilmediğimiz Kütahya…
Dertlerinizi anlatın, ama, dostlarınıza anlatın...
Gönül aynanız parlasın.
Hayat yorgunluğu...
Avucumuzdaki pencereden paylaşıyoruz herşeyimizi
SEVDİKLERİMİZLE YEDİĞİMİZ YEMEKLER, HATIRLADIKÇA TEKRAR DOYURUR İNSANI.
Allah aç etmesin, oruç etsin…
Sevgi yetmiyor...
KOKULAR OLMASAYDI...
KADIN VE ERKEK FARKLI MI?
Bu hızla nereye gidiyoruz?..
SEVDİĞİM O KOKU YOK ARTIK BU EVDE, SEN KADINIM...
Kar yağıyordu…
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar...
Dua; herkesin sığındığı en emin liman…
Aşure ve insanoğlu...
Sevgi çiçekleri solmasın.
HAYATI DELİ DOLU DEĞİL, DOLU DOLU YAŞAMALI...
Çocuklarımız ve camilerimiz…
Arşiv