Yazı Detayı
07 Mayıs 2020 - Perşembe 17:24 Bu yazı 292 kez okundu
 
Mülk sahipleri kiracılarından kira almasa ne olur?
İbrahim COŞKUN
isikmedya@gmail.com
 
 

Bir yerlerden muhakkak duymuşsunuzdur; “Vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışmış.” sözünü. Bu söz, durumu itibarıyla doğru olan vicdani bir karar vermesi gerekirken, sadece çıkarlarını gözeterek, hak ve adaletten uzak cebini düşünerek yanlış kararlara imza atan şahıslar için kullanılır.

Din olgusunu açacak olursak, vicdanı da din adına Yüce Allah’ın insanlar arasında adaletin ve hakkın tesisinin sağlanması için, diğer yaratılmışları da gözeterek kullarının gönüllerine yerleştirmiş olduğu bir emmniyet supabı olarak tarif edebiliriz. Bu emniyet supabının da, etnik kökeni, dini, dili ve rengi ne olursa olsun her insanın gönlüne var edildiğini söyleyebiliriz.

Ortalık yangın yeri gibi, dünya durdu, Türkiye durdu, Kütahya durdu. Hayat neredeyse rölantiyede akıyor.  Korona salgınıyla küresel bir savaş veren tüm insanoğlu, bu güne kadar eşi görülmemiş bir salgınla baş etmeye çalışıyor. Ekonominin çarklarının ise dişleri kırık,  dönmeye çalışırken bağlı olduğu dünya eksenini adeta 9 nokta şiddetinde bir deprem misali sallıyor. Binlerce çalışan ve esnaf, işinden, ekmeğinden olmuş vaziyette. Bırakın para kazanabilmeyi, sadece o gün sofrasına koyabileceği ekmeğinin derdine düşmüş durumda. Ne zaman biteceği ve hayatın ne zaman normale döneceği belli olmayan bu kaos ortamı içinde, maalesef vicdanı ile cüzdanı arasına sıkışmış bir sürü insana şahit oluyoruz...

Empati yapmayı bilmeyen, adaletin ve hakkın yalnızca kendi çıkarları etrafında dönmesini isteyen ve bencillikte sınır tanımayan bazı insanlar, mağdur durumdaki insanların yarasını daha da derinleştiriyor ne yazık ki.

Baktığınızda bırakın Müslüman olmayı, insanlığından bile şüphe ettiğiniz bu yaratılmışların, din adına ezbere bildiği birkaç ibadet ritüelini icra ederek, namaz kılıp oruç tuttuğunu da görüyoruz. Ancak, aynı zamanda onların yukarıda bahsettiğimiz Korona mağdurlarına sırtlarını döndüklerini, Allah’ın kendilerine emanet olarak verdiği servet ve varlık içinde, sırf kendi çıkarlarının devamı için onları daha da mağdur ettiklerini de görüyoruz.

Çalıştıkları fabrikalar kapandığı veya üretime ara verildiği için işinden çıkarılmış insanların yanında, salgın tedbirleri kapsamında dükkan açmasına izin verilmemiş, ya da açık ise günlerdir siftah yapamadan evine boynu bükük dönmeye alışmış esnaflardan da kuruşu kuruşuna kira isteyenlerden bahsediyorum.

Dedim ya vicdan sahibi olmanın dinle, diyanetle, kökenle alakası yok diye; işte sosyal medyada dolaşan bir videoda Dikran Masis isimli 7 büyük iş merkezi olan bir işadamı 1447 adet kiracısından 2-3 ay kira almayacağını ilan ediyor. Dahası Masis, ülkemizdeki tüm mülk sahiplerine de çağrı yaparak, onları da kira almamaya davet ediyor.

Dikran Masis şöyle diyor, “Bu insanlardan niye kira alıyoruz ki, bunu da anlamış değilim. Dükkanı kapalı, geliri yok. Yani bizim çarşı sahibi olarak kira almaya hakkımız yok gibi görüyorum ben. 1447 esnaf evde oturmuş o bunalımın içinde kiramı nasıl öderim diye düşünecek. Hayır kardeşim bırak, bir kere sen sağlıklı kal, canlı kal. Ben bunu ilk günden talimat verdim. Asla kimseden para alınmayacak diye, vermek isteyenlerden de almayacaksınız diye. Bence işyeri kapalı olan bu esnafın hiçbir şekilde kira ödememesi lazım. Mülk sahibi! Ne kaybedersin, 2 ay kira almadığın zaman gayrimenkulünün değeri mi düşüyor? İyi bir kiracın var aylarca sana kiranı ödemiş. Dünya çapında bir krizle karşı karşıyayız, 2 ay kira almasak ben batmam, kimse batmaz.  Türkiye olarak biz bunu atlatırız, ama her şeyi devletten beklememek lazım.”

Aşağıda Masis’in konuşmasının devamını izleyebilmeniz için ilgili linki bırakıyorum.

Şimdi hesap edelim; Masis 1447 adet kiracıdan en az 2 ay kira almasın. Büyük iş merkezlerinin kiralarını düşünerek, minimum bir kiracısının da ayda beş bin lira kirası ödediğini varsayalım. Yani, 1447 x 5.000 x 2 ay,  o da eşittir 14 milyon 470 bin lira demek. En az hesapla bu adam vicdanının sesini dinlediği için 15 milyon liradan vazgeçiyor. İnanılmaz bir erdem…

Bir de her şeyi cüzdanı olan mülk sahiplerini düşünün; kiracısı işsiz kaldı diye kirasını zamanında ödeyemiyor, ödeyemeyecek kaygısıyla evimi boşalt diyen ev sahiplerini. Dükkanı kapandığı için veya hiç iş yapamadığı için evine ekmek götüremediğini bildiği halde o esnaftan kuruşu kuruşuna kira isteyen dükkan sahiplerini...

Yaşam standartlarında en ufak bir zedelenme olmasın diye sırf cüzdanlarına çalışan bu insan evlatlarının bir de Müslüman geçinmeleri yok mu…

Neyse, gelelim Kütahya Belediyesine…

Peki kurumların vicdanı var mıdır? Hayır yoktur, ancak o kurumları yönetenlerin vicdanları olur. Kütahya Belediyesi de, Korona salgınının ilk günlerinde geleceği görerek tüm kiracılarının kiralarını 3 ay süreyle ertelediğini duyurdu. Güzel bir düşünce, içinde vicdani izler taşıyan güzel bir hareket. Ama yeterli mi? Bence hayır!

Kütahya Belediyesinin kiracısı durumunda dükkanını kapatmış, iş yapamaz hale gelmiş, siftah yapamadan, evine ekmek götüremeden günü tamamlayan ve gerçekten sosyal yardım almaya muhtaç hale gelmiş çok sayıda esnaf kiracısı var.

Şahsen Kütahya Belediyesinin de aldığı bu vicdani kararın devamını getireceğine ve kiracılarından kira almayacağına inanıyorum. Masis’in dediği gibi; belediye ne kaybeder? Batar mı? Hayır, aksine gönülleri fetheder. Bu süreçten mağdur olmuş insanların duasını alarak çıkar.

Yunus Emre ne güzel söylemiş: "Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi?/Mal da yalan, mülk de yalan/Var biraz da sen oyalan..."

Unutmayalım, bu dünya gelip geçici, kefenin cebi olmamakla birlikte her şey yalan. Asıl olan dünya tarlasından ahiret ambarına götürebildiklerimiz.

“Veren el, alan elden üstündür” demiş atalarımız, Bir de, “At ölür, meydan kalır. Yiğit ölür, şan kalır.”

Vicdanlarını cüzdanlarına değişmeyen insanlara selam olsun…

Masis'in açıklamalarının devamı için: https://www.youtube.com/watch?v=sBSv1RGVpv0

 
Etiketler: Mülk, sahipleri, kiracılarından, kira, almasa, ne, olur?,
Yorumlar
Arşiv