Yazı Detayı
02 Ağustos 2016 - Salı 15:01 Bu yazı 1769 kez okundu
 
Darbede Kullanılan 1 Dolarların Sırrı Ne? (2)
Erkan Mumcu
kutahyaarsivhaber@gmail.com
 
 

Merhaba Kütahya Arşiv’in değerli takipçileri, sevgili okurları.

Her geçen gün bu eli kanlı terör örgütünün devlet yapılanması içindeki kadroları deşifre oluyor. Deşifre  oldukça da şifreli dolarlar su yüzüne çıkıyor. Son çıkan dolar ise (S) seri kodlu olanlar. Bu dolarlar ise akademisyenlerin üzerlerinden, oda ve evlerinden çıkmaya başladı. Geçen yazımda diğer harf kodlarınıda vermiştim. Bununla ilgili harf kodunun deşifresi de çok basit ortaya çıktı

(S) kodlu olanlar İngilizce - Türkçe karşılıkları; Study = Çalışma, öğrenim, araştırma.

İşte bu piramit gibi yükselen örgütün darbesi gerçekleşseydi, 1 dolarlık ABD banknotunun ne denli işlevsel ve denge taşı olduğunu gösterecektik. Bu paralar çok basit ve dikkat çekmeyen bir düzlemde, yırtık bir paranın iki parçası gibi örtüşerek gizli ve iletişimi olmayan kişilerin bile birbirlerini tanımasını sağlayacak ve karşı operasyonlardan koruyacaktı. Fakat bu kadar basit ve dikkat çekmeyen bu şifreleme sisteminin başarılı olması için darbenin de başarılı olması gerekiyordu. Başarısız olma ihtimalinin ise  hiç düşünülmediğini sanıyorum. Veyahut hiç değilse FETÖ/PDY’ye bağlı bazı hücre evi yapılanmaları için bu böyleydi diyelim. Çünkü başarısızlık durmunda tüm örgüt üyelerini deşifre edebileceği de  gün gibi aşikar. Fakat sorulması gereken sorulardan biri de bu. Neden ABD’nin 1 dolarlık banknotu?

Belki çok gerilere gitmiş gibi olacağız ama ABD’nin kuluşuyla ilgili bir giriş yapmak konuyu anlamak için iyi olacak. ABD’nin  toplumunun çok büyük bir kısmının Hristiyan olması ve bu temeller üzerinde kurulmasına rağmen mesela ABD dolarında 13 sayısı ile ilgili birçok sembol mevcuttur. Örneğin; Amerikan kartalı başının üstünde 13 yıldız, peçelerinde 13 ok ve 13 zeytin yaprağı vardır.  Göğsünde de 13 çizgili bayrak mevcuttur. Bunları hepsi görünürde ABD'yi ilk oluşturan 13 Koloni'nin birliği temsil etse de Hristiyan bir toplukta 13 sayısı aynı zamanda hiç sevilmeyen bir sayıdır. Bu kadar çok 13 sayılı sembolün dolar üzerinde yer alması ve tasarımının bağımsızlık kazanılmadan önce yapılması ayrıca bir muammadır. Ayrıca bu dolarda ki simgelerin ilk ABD başkanının da üye olduğu gizli bir örgüt toplantısında kararlaştırılması işi iyice gizemli duruma getirmektedir. Tüm dünyada bu simgeleri kullanan örgütün Masonik bir örgüt olduğu ve mevcut Hristiyan ritüellerinden daha farklı bir yöntem izlediği ağırlıklı bir kanıdır. Ayrıca bu gizli örgütün tüm dünyadaki ismi  İlluminati olarak bilinmektedir.

Amerikan kartalı ve başının üstündeki 13 yıldızdan oluşan davut yıldızı ile pençesindeki 13’lü ok ve zeytin yaprağı sembolleri

 

Ulimunati ile bir başlangıç yaptığımıza göre de, 1 doların artık bize neler anlattığını yakından inceleyerek görebileceğiz. Aslında bizi ilgilendiren kısım ABD’nin ilk başkanı Washington’un olduğu kısım değil, onu göz ardı edin. Bizim ilgilendiğimiz kısımlar daha çok damgaların olduğu kısım. Kartallı olan kısmı az çok irdelemeye çalıştık. Şimdi soldaki tepesinde göz olan piramite odaklanalım.



Bu damga bize bişeyler anlatıyor. Fakat çok gizemli olan taraflarını ortaya çıkarmak hayli zor. Ama ufkumuz genişlesin diye buna da bir giriş yapalım. ABD’nın resmi kuruluş tarihi konusunda 3 tarih var. En erken tarih olarak ise 4 Temmuz 1776’dır.  Ama ne hikmetse piramit mührünün en altında Roma rakamları ile yazılmış olan tarih 1 Mayıs 1776.  Çok ilginç değil mi? Ayrıca bu tarih bahsettiğimiz örgütün Illimunatinin ilk toplantı tarihi desem çok da şaşırmazsınız umarım. Şimdi bu piramide iyice bir odaklanalım, çünkü piramit bu örgüt için  temel bir figür. Bakalım bize neler söylüyor…



13 basamaklı piramitin üstünde herşeyi gören göz var. Bu göz masonik örgütlerin taptığı şeyin ta kendisidir. Piramitin etrafında yazan yazı Latince olup o tarihte alınan bir kararı belirtmektedir. Tam anlamı; Annuit Cœptis Novus Ordo Seclorum = Seküker Yeni Dünya Düzenini Tanrı Destekler.

Seküler Yeni Dünya Düzeni = Sekülerizm günümüzde bizde ki karşılığı “Laiklik” olarak tanımlansa da. İlluminati için aslında dinin tamamen devreden çıkması gerektiğini gösteren bir tanımlama. Çünkü hiçbir dinde seküler boyutta bir dinsizlik Tanrı tarafından desteklenmez. Fakat burada sekülerizmi destekleyecek Tanrı başka bir varlık olarak betimleniyorsa bu mümkündür. Yani burada din ile ilişkisi olmayan bir devletin temelinin ve kuruluş amacının ne olduğunu açıkça görüyoruz. Evet, yakından bakınca doların gizli tarihi nasılda ortaya çıkıyor değil mi? Hem de daha ABD kurulmadan önce tasarlanmış bir para ile  nasıl bir dünya düzeninin istendiği adeta dünyaya açıkça bildiriliyor.

Şimdi ABD politikalarını ve dünya düzeninine etkisini bir düşünürseniz, tüm ülkelerde ki hegomonyasından nasıl bir dünya istediğini de görmüş olursunuz. Ayrıca ABD, İngiltere’den ayrılıp çok modern ve demokratik bir temelde cumhuriyet olarak sözde kurulmuş olmasına rağmen, kendi halkına hiçbir şekilde yönetim hakkı vermemektedir. Halkın sadece  devleti ele geçirmiş paralel yapının istediğii insanları seçme hakkı vardır. En iyi okullarında ve üniversitelerinde bu yapının kendi soyundan olan çocukları ve bu gruba üye insanlar okumakta ve devlet yönetimdeki her kademeye de bu insanlar gelmektedir. Daha da fazlası bu örgüt, bugüne kadar John F. Kennedy suikasti, Waterloo Savaşı ve Fransız İhtilali gibi pek çok tarihi olaydan da sorumlu tutulmuştur. Devleti adeta ele geçirmiş olan bu masonik örgütün çalışma şekli sizede bir yerlerden tanıdık geldi mi? Eminim ki gelmiştir…

Mehmet Ali Birand’ın yıllar önce Türkiye’nin jeopolitik öneminden dolayı, “Türkiye, Türklere bırakılacak kadar önemsiz ve değersiz bir ülke değildir.” tespiti gibi, İlluminati için de ABD’nin yönetimi, ABD halkına bırakılacak kadar önemsiz ve değersiz değildir. Bir tık ötesi dünya düzeninin tamamen bu grup tarafından yönetilebir olmasıdır. Bilinen ve tahmin edilen bu elit azınlığın ABD içinde devlet kademelerindeki sayısı 60-70 bin civarında olduğu sanılmaktadır. Amerika’nın 13 koloni zamanından beri iktidarda olan bu köklü aileler, yönetime müdehale hakkını ise normal karşılanmaktadır. Hatta buna Amerikalıların sevmediği tabirle 2. Roma imparatorluğu  bile diyebiliriz. Savaşları da, çatışmaları da, hatta darbeleri de planlayıp uygulamaya koyduklarıda bir gerçektir.

Peki bunu nasıl yapıyorlar? dediğinizi duyar gibiyim. Yazının başından beri anlattağımız şeyle yapıyorlar tabiki de, o da ABD dolarının ta kendisi ile.

Şimdi gelelim bu örgütün ABD’yi nasıl ele geçirdiğine. Amerikan iç savaşları zamanında ordunun ve ticari faaliyetlerin finansmanı için paraya olan ihtiyaçlar yerel bankalar tarafından karşılanıyordu ve borçlanma senedi olarak kağıt paralar basılıyordu. Bu bankaların çoğunluğu ticari faaliyetlerden dolayı 13 koloni bölgesinde olmasına rağmen, doğu ve orta Amerika’da da belli başlı bankalar da bulunuyordu. Tıpkı bizim coğrafik bölgelerimizi ayırdığımız gibi ABD’de 12 bölgeye ayrılmış ve bu bölgelerin tam merkezlerine bu bankalar kurulmuştu. Bu bankalar; Boston, NewYork, Philadelphia, Cleveland, Richmond, Atlanta, Chicago, St. Louis, Minneapolis, Kansas City, Dallas, San Francisco şehirlerindeydi. Bu bankaların yönetimleri ve sahiplerinin hepsi bir amaca hizmet ediyordu..

ABD 12 Bölge ve Bölge Merkez Bankalarının Konumu



Fakat bu bankaların kendi içinde özerk olması bazı sorunlarında ortaya çıkmasına neden olmuştu. Bunu düzenli hale getirmek ve ortak bir merkez bankası kurmak için 1913'e çıkarılan Amerikan Merkez Bankası Kanunu ile Amerikan Merkez Bankasını (Federal Reserve Bank) FED olarak ülkenin merkez bankası ilan ettiriliyor. Banka, Amerikan Merkez Bankası Banknotları (Federal Reserve Notes) adlı yeni bir parayı dolaşıma sokuluyordu. İşte burada işin ne derece korkunç boyutlara ulaştığını da görebiliriz. FED’i oluşturan bu 12 bankanın sahiplerinin hepsi bu örgütün de üyesiydi. Ayrıca ABD devletinin bu merkez bankasında hiçbir hissesi ve kontrolü yok. Çok ilginç değil mi?

Bizden örnek verecek olursak, TCMB Merkez Bankamızın imtiyazlı devlet hisselerimizin oranı kanunla hiçbir zaman %51’in altına inemez. Şu an %55 A tipi imtiyazlı senetlerimiz varken, %25’in üstünde de B tipi milli bankalarımıza ait hisse senetleri mevcut. Yani toplamda %80’e denk gelen bir oranda devlet kontrolünde olan bir merkez bankasına sahibiz.

Şimdi bu ABD’de ki 12 bankanın sahiplerine bakarsak, tabloyu daha net görebileceğiz. Ufkunuz genişleyecek ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunları daha net görebileceksiniz. Çünkü ABD ve AB çoktan bu örgütün eline geçmiş bulunmakta.

12 Bankanın sahibi 8 ailedir. Bu ailelerden dördü ABD’ de, dördü ise ABD dışında yaşamaktadır.

ABD’ de yaşayan 4 aile şunlardır :

1. Rockefeller ailesi

2. Goldman Sachs ailesi

3. Lehman Brothers ailesi

4. Kuhn Loebs ailesi

ABD dışında yaşayan 4 aile ise aşağıdaki gibidir :

1. Rothschild ailesi (TheRothschilds of Paris andLondon)

2. Warburg ailesi (Warburgs Bank of Hamburg)

3. Lazard ailesi (TheLazardsBrothers of Paris)

4. Moses Seifs ailesi (The Israil Mosses Seifs of Rome)

Aşağıdaki 10 banka ise ABD’ deki 12 FED’in tümüne yakınını kontrol etmektedir:

1. NM Rothschild of London

2. Rothschild Bank of Berlin

3. Warburgs Bank of Hamburg

4. Warburgs Bank of Amsterdam

5. Lehman Brothers of New York

6. Lazard Brothers of Paris

7. Kuhn Loeb Bank of New York

8. The Israel Moses Seifs Bank of Italy

9. Goldman Sachs of New York

10. J.P. Morgan Chase Bank of New York

ABD Merkez Bankasının ve Avrupada ki bankaların yönetim  ve sahiplerine bakarsak, zaten tablonun ne kadar açık olduğu ortada. Dünya ticaretine ve ekonomisine yön veren ve tek dişi kalmış canavar dediğimiz bu yapıyı tüm çıplaklığı ile görebiliriz. Bu bankaların sahipleri ABD ve Batı Avrupa’nın hepsine sahip. İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa, İtalya, İsrail ve ABD’nin tüm dünyadaki yeri ve konumu belli. Adeta dünya bu ülkelerin etrafında dönüyor. Dünyada en yaygın kullanılan döviz ABD dolarıdır. 2004 yılında dünyada dolaşımda yaklaşık 950 milyar ABD doları olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarın 2/3'ü ABD dışındadır. Fakat bu resmi rakamların çok daha üstünde bir para tüm dünyada dolaşımdadır. Dolaşımda olan paraların yarısınında sahte olduğu tahmin edilmektedir. Fakat bu sahte paralar öyle bir taklittir ki ayırt etmek nerede ise imkansızdır. Sadece bu işi bilen uzmanlar tarafından iyice incelenerek sahteliği tespit edilebilir. Peki bu derece iyi taklit parayı  Amerikan Merkez Bankası’nın dışında kim basabilir?

Onu da “Darbeleri Destekleyen Dolarları Kim Basıyor?” adlı yazımda kısa bir süre sonra açıklayacağım.

Saygılarımla…

 
Etiketler: Darbede, Kullanılan, 1, Dolarların, Sırrı, Ne?, (2),
Yorumlar
Arşiv