Yazı Detayı
29 Aralık 2019 - Pazar 13:07 Bu yazı 853 kez okundu
 
Akşam yatar başıboş, sabah kalkar başıboş.
Hayrunnisa Yurç
hayrunnisayurc@gmail.com
 
 

Vatanımda sular akar başıboş,
Herkes birbirini kakar başıboş.
Bozkırlardan topal bir tren geçer,
Çocuk merkep, öküz bakar başıboş.
Yanmaz da yürekler ateşe atsan,
Bir kibrit orman yakar başıboş.
Tarih kutuplara kaçmış boş fener,
Buz denizlerinde çakar başıboş,
Yirmi dokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar isim takar başıboş.
Allah’ım sen acı bu saf millete,
Akşam yatar, sabah kalkar başıboş…

                                                        NECİP FAZIL KISAKUREK

 

Merak duygusu verilmeseydi birçok şeyi öğrenemezdik, çok şükür ki böyle bir duyguyu vermiş yaradan. İnsanoğlu çevresini tanımaya başladığından itibaren hep merak etmiş, hep sormuş, sabırlı ebeveynlerin çocukları da ömürlerinin sonuna kadar hep merak etmiş, öğrenmiş, ilmin ilk adımları hep merak olmuş.

İnsanoğlu merak ederken neyi merak etmesi gerektiğini öğrenmezse, kendisini ilgilendirmeyen şeyleri merak ederek hem kendisine bahşedilen en kıymetli şey olan zamanı çar çur eder, hem de çevresini bunaltır hale gelir ne yazık ki. Tabii ki burada ilk merak edilecek şey, “Ben bu dünya misafirhanesine niçin gönderildim? Bir çiçek, bir böcek olarak da gelebilecekken, neden kainatın kendisine hizmet ettiği insan olarak geldim?” ve en önemli soru; “Bir sevkiyat var, nereye gidiyorum?” bu önemli soruların cevaplarını öğrenmek insanın asli vazifesidir.

İnsan bu cevapları bulur ve ergenlik yaşına gelmeden de gereken bilgileri öğrenip uygulamaya başlarsa, dünyası da ahireti de cennet olacaktır. Yoksa,  kendisini ilgilendirmeyen gereksiz şeyleri merak edecek, dolayısıyla kendisini düzeltemeyecek, aksine zararı dokunabilecek yollara tevessül edecek, zamanını boşa harcayacak ve de çevresini lüzumsuz meraklarıyla bunaltacaktır.

Hani Nasrettin Hocanın bir fıkrası vardır, Hoca kahvenin önünde oturmaktadır. Komşularıyla, elinde bir tepsi baklavayla  bir çocuk geçer. “Hocam!” derler “Bu baklava nereye gidiyor ki?” Hoca “bana ne!” der.  Baklava hocanın evine yönelince, “Hocam size gidiyor baklava.” der birisi. Hoca bu kez de “Sana ne .” der. İşte biz bunu ayırt edemeyen bir toplum olduk.

Hayatımıza anlam katamayacak sorularla dolu yarışma programlarından, başkalarının kazandığı paraları konuşuyor, lüzumsuz diziler yüzünden uykusuz kalıyor, elimizdeki telefonlarla kimin nerede ne yediğiyle, ne yaptığıyla meşgul olup bize verilen en önemli sermayemiz olan ömür dakikalarımız hoyratça harcıyoruz. Ve ne yazık ki bu dakikalar bir daha elimize hiç geçmeyecek! Ne diyelim, Rabbim bunun bilincine vardırsın ve bize sunulan bu teknolojileri de iyiye, güzele ve doğru olana yönlendirerek kullandırtsın.

Çünkü, ötelerde bu imkanların da hesabı sorulacaktır. Bu dünyada bile işyerlerine gelen müfettişler kılı kırk yararak hesap soruyorlar, sayamayacağımız kadar çok olan bunca nimetin hesabı sorulmaz  mı?

Kaybettikten sonra bir daha yerine asla gelmeyecek zaman nimeti iyi değerlendirilmezse, hem bu dünyada, hem ötelerde büyük pişmanlıklarla sebep olacaktır…

Başta zamanımız olmak üzere, merak duygumuzu da en güzel şekilde değerlendirmek dileğiyle…

 
Etiketler: Akşam, yatar, başıboş,, sabah, kalkar, başıboş.,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Vazifesini sadece beş vakit namaz kıldırmaktan ibaret zannedenlerle hizmet edilmez.
İnsan bir mes’ut zalim, İnsan bir mağrur cahil...
Baba, çocuğunun yaşlandığı dağ gibidir
SIRADIŞI BİR RAMAZAN, SIRADIŞI BİR BAYRAM VE SIRADIŞI BİR CUMA NAMAZI…
Şimdiye kadar Bayram mıydı gerçekten?
Biz verdiklerimizi kendimizin zannediyoruz, oysa aşçının elindeki kepçe gibiyiz
EVLERİMİZ, RUHLARIMIZIN VE BEDENLERİMİZİN DİNLENDİĞİ SIĞINAKLARIMIZ…
MEVLA GÖRELİM NEYLER, NEYLERSE GÜZEL EYLER.
Din kardeşine onun haberi olmadan yardım eden kimseye Allah dünyada ve ahirette yardım eder
Son kalemiz olan Aile çürütülüyor, yok edilmeye çalışılıyor.
HAYIR DEMEYİ BİLMEYENLERİN EVETLERİNDE DE HAYIR YOKTUR…
Yeryüzünün en güzel mesleği insan yetiştirmek, öğretmen olmaktır.
Kalplere Şule oldun hicretin kutlu olsun
SABRI BİZE YANLIŞ ÖĞRETMİŞLER…
Kütahya için iyi şeyler ümit etmek istiyoruz.
Bizlere bayram, bayram gibi gelecek mi?
Ramazanda davul geleneği üzerine biraz daha düşünmeliyiz.
ÜMİDİN ALEVİ YAŞAMINIZDAN HİÇ EKSİK OLMASIN.
AYRILDIKLARI YERİN BULUTLARINI YANLARINDA TAŞIYANLAR, GELDİKLERİ YERİN GÜNEŞİNİ GÖREMEZLER!
YAKINLARIMIZI SON YOLCULUĞUNA UĞURLARKEN DE YANLIŞLAR YAPIYORUZ…
İyilik köprüleri dalga dalga yayılıyor
Sosyal medya ile imtihan oluyoruz.
Son Osmanlı Hanımefendilerindendi o…
Ayrılıkları haber veriyor Sonbahar...
Aşure gibi olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki...
Yeryüzündekilere merhamet edelim ki, biz de merhamet bulalım
Kütahyalı bir öğretmenin öğrencilerine veda mektubudur
Verdiklermiz, bizimdir...
KÜTAHYA VALİLİĞİNE VE KÜTAHYA MÜFTÜLÜĞÜNE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Bu lades, başka lades...
GUGUK KUŞLARI NELER SÖYLÜYOR?
Hasta ziyaretinin ve hasta yakını olmanın önemini ne kadar biliyoruz?
Toplum, ancak ahiret bilincinin aşılanmasıyla adam olur.
BİR ÖĞRETMENİ UNUTULMAZ KILAN ŞEY, ÖĞRENCİSİNİN YÜREĞİNE DOKUNMASIDIR.
Ölüm; Hayatı en güzel tarif eden hakikat.
GELİNLERİM OĞULLARIMIN LAMBALARIDIR, ONLARI ÜZERSEM OĞULLARIM KARANLIKTA KALIR…
İnsan ateş gibidir, çok yaklaşırsanız yanarsınız...
Kütahya’ya çok seviyorum ama, severken de kusurlarını görmek gerekir.
Alimin ölümü, Alemin ölümüdür...
Dumlupınar Şehitliği ziyaretimiz memnuniyet vericiydi
Allah’ın gökyüzünde yaratıp yere indirdiği şehir, Kudüs!
Zamanın durduğu şehir Kudüs’te Ramazan izlenimleri...
Manevi yönünü bilmediğimiz Kütahya…
Dertlerinizi anlatın, ama, dostlarınıza anlatın...
Gönül aynanız parlasın.
Hayat yorgunluğu...
Avucumuzdaki pencereden paylaşıyoruz herşeyimizi
SEVDİKLERİMİZLE YEDİĞİMİZ YEMEKLER, HATIRLADIKÇA TEKRAR DOYURUR İNSANI.
Allah aç etmesin, oruç etsin…
Sevgi yetmiyor...
KOKULAR OLMASAYDI...
KADIN VE ERKEK FARKLI MI?
Bu hızla nereye gidiyoruz?..
SEVDİĞİM O KOKU YOK ARTIK BU EVDE, SEN KADINIM...
Kar yağıyordu…
İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar...
Dua; herkesin sığındığı en emin liman…
Aşure ve insanoğlu...
Sevgi çiçekleri solmasın.
HAYATI DELİ DOLU DEĞİL, DOLU DOLU YAŞAMALI...
Çocuklarımız ve camilerimiz…
Arşiv